Yerleşim
düzeni ve sokak dokusu esas itibari ile tipik bir
Türk kenti havasını yansıtan Muş'un, konut
mimarisinin oluşumunda temel etki, diğer
yörelerimizde de olduğu gibi milletimizin örf ve
adetlerinden kaynaklanan hayat tarzı ve
ihtiyaçlarıdır. Ayrıca gelenekleri, iklimin ve
coğrafyanın zorlayıcı gerekleri de bu oluşumdaki
diğer etmenlerdir. Bölgedeki diğer illerin
yerleşimlerine benzeyen sokak dokusu içinde yer alan
evler, genellikle havuş (avlu) gerisinde yükselen
iki katlı yapılardan ibarettir.
Kayalıdere Antik Kenti:
(Kale Şehri) Muş kent merkezine 40 km., Varto
ilçesine ise 20 km. uzaklıkta, Kayalıkaya
köyündedir. Bir Urartu askeri yerleşim birimi olan
kentte, 1965 yılında yapılan kazılarda, tapınak,
kale, şarap küpleri bulunan depo ve bir kaya gömütü
ortaya çıkarılmıştır. Urartu Kralı II. Sarduri
dönemine (M.Ö.764-735) tarihlenen kale oldukça
sağlamdır. M.Ö. 7. yüzyıla tarihlenen tunç aslan
heykeli, düğmeler, ok başları, tunç iğneler ve aslan
avı tasvirli kemer parçaları bulunmuştur. Ören
yerinin güneyindeki mezarlık, kayaya oyulmuş koridor
ile bağlantılı altı odadan oluşmuştur. Bu odalarda
bulunan çeşitli objeler Ankara Anadolu Medeniyetleri
Müzesi’nde sergilenmektedir.
Mercimekkale Höyüğü:
Muş merkezinde, Muş-Varto karayolu üzerindedir.
Bizans döneminde haberleşme amaçlı kullanılan bu
höyüğün Urartu döneminden kaldığı tahmin
edilmektedir.
Bostankale Höyüğü:
Malazgirt ilçesinin Bostankaya köyünde bulunan
höyük, bir Urartu yerleşmesidir. Ankara
Üniversitesi'nden bir ekip tarafından yapılan yüzey
araştırmaları sonunda, 1. derece SİT alanı olarak
koruma altına alınmıştır.
Kepenek Höyüğü:
Muş merkezine bağlı, Kepenek köyünde bulunmaktadır.
Yapılan araştırmalar sırasında höyükte bulunan
Urartulara ait bir yazıt bulunmuştur.
Muş Kalesi: Muş
merkezde bulunan kale, şehrin en eski yerleşim
birimlerinden birisi olup kesin yapılış tarihi ve
kimler tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir.
Kale, Hz. Ömer döneminde Müslümanların eline geçmiş,
zaman içinde derebeyleri, Bağdat’taki Abbasi
halifelerine tabi olarak kale ve çevrenin idaresi
için memur kılınmışlardır. Uzun süren savaşların
etkisiyle büyük bir kısmı yıkılmış olan kalenin batı
tarafında tahrip olmuş Arap mezarlığı, Selçuklu
mezarlığı ve Osmanlı mezarlığı iç içe geçmiş ve
dağınık bir halde görülebilir.
Muşet Kalesi:
Muş’un güneyindeki Kızıl Ziyaret Tepesi’nde bulunan
kale, Urartular tarafından yapılmış, ancak sonraki
devirlerde yapılan çeşitli onarımlarla özgünlüğünü
büyük ölçüde yitirmiştir. Askeri amaçlı yapının
çeşitli onarımlar geçirerek Ortaçağ’da kullanıldığı
anlaşılmaktadır.
Haspet Kalesi:
Muş’un güneyindeki Kurtik Dağı’nın doğu uzantısında
bir tepenin üzerine inşa edilen kalenin, surları ve
iki kulesi sağlam durumda olmakla birlikte, diğer
kısımları tabii afetlerde yıkılmıştır. Yapılış
tarihi kesin olarak bilinmeyen kalenin, yakınında
bulunan Soğucak köyünde, büyük ölçüde tahrip olmuş 2
adet gözetleme kulesi bulunmaktadır.
Tıkızlı Kalesi:
Malazgirt ilçesinin Tıkızlı köyünde bulunan kale,
Urartular tarafından inşa edilmiş olup, bir tepe
üzerinde büyük taşların bir biri üzerine yığılması
ile harçsız olarak yapılmıştır. Kalıntıların bugünkü
durumuna göre, kalenin merkez kısmı yaklaşık 900 m2
lik bir alanı çevrelemektedir. Sur duvarları,
kiklopik tarzda örülmüş olan kalede bulunan yazıtlar
incelendiğinde, yapılış tarihinin M.Ö. 8. yüzyıl
olduğu anlaşılmıştır.